Âlimlerin Önderliği – Şeyh Ebû Katâde el-Filistinî

Ümmet merci konusunda acılı bir doğum halinde. Yazı ve yeni iletişim araçlarının yaygınlaşması ve âlimlerin vakıaları ve tutumlarıyla ilgili geride bıraktıkları izlenimlerden ötürü; âlimlerin izole edilmeleri, hafife alınmaları, cihad ve ümmetin ihyasıyla ilgili yeni büyük meselelerde itibar edilmemeleriyle ilgili sözler yayılmaya başladı.

Bir âlim, nazari olan bir mesele hakkında bile konuşacak olsa, hemen bir cahil dikilip onu tahkir etmekte, hatta küfürler edip ithamlarda bulunmakta. Bu kimse, küfür ve riddet destekçilerinden olup gizlenen birisi olabileceği gibi, fısk ve fücur evlerinden yeni çıkmış sefih Müslümanlardan bir cahil de olabilir.

Onun nefsi hala fasık evinin, ehlinin ve arkadaşlarının değerlerine batmış haldedir. Bedeniyle onlardan yeni ayrılmış olsa da ruhunda onların değerleriyle yaşamaktadır. Hatta seviyesiz çevresiyle birlikte namaz ve cihada geldiklerini görürsün. Zorbalığı ve edindiği fücur hasletleriyle yeni çevreye dayatmalarda bulunmaktadır. Onunla bir muttaki ya da bir âlim arasında çekişme vuku bulduğunda, onu tedip edecek ve men edecek bir engel bulunmadığından zaferi kazanan o olur. Hatta bazen savaşın vakıası yeni hidayet bulmuş bu şebbihanın taşıdığı psikolojik baskıların yönüne çekilmektedir.

Bu tablo, ileri derecede bir aşiret ya da büyük bir zengin geldiğinde siyasi-İslami örgütlerin tablosuna benzemektedir. Para ya da aşiret değerleri üzere kurulan İslami bir ortamda bulunmasıyla, hızla -ilim, öncülük ve imtihanlara maruz kalma gibi- tüm İslami değerlerin önüne geçebilmektedir. Bunun nedeni, her İslami çevrenin bir hastalık taşıyor olmasıdır. Bu hastalık vasıtasıyla küçükler öne çıkmakta, hastalar hızla liderliğe geçebilmektedir.

Âlimin, cahilin; hikmet ve akıl sahibinin, görüşlerini sesiyle ve korkutmasıyla dayatan küstah sefihlerin ve tecrübe sahiplerinin, para çantaları taşıyanların önüne geçmesi için, İslam için çalışanların konumlarını yeniden yapılandırmaları gerekir. Bu şekilde küçük İslam toplumunda (cemaat içerisinde) İslam’ın değerleri ortaya çıkar ve sonrasında diğerlerinin dünyasına uygulanabilir.

Lakin aynı şekilde şer’i ve kaderi olarak önderliği elde edebilmeleri için âlimlerin de, tağutların bağlarından istiklale, servetten zühde, dilsiz şeytanlar gibi sessizlikten hakkın davetçileri ve hakkı haykıranlardan olmaya çıkmaları çok önemli bir görevdir. Âlimler olmadan cihad ve davet hareketleri çocukluk ve ergenlik döneminde kalırlar. Bu gün bina edilenler, yarın yıkılır. Zira sefihlerin ve şımarıkların hali budur. Çıkarlarının gitmesi korkusuyla onlardan birisi bir hakkı yerine getirmez, diğeri cahiliye ile savaşında bir adım ileriye gidemez…

Sefihlerin ve şımarıkların geri çekilmesi için âlimlerin fedakârlıklarla birlikte kuvvetlice öne çıkmaları gerekir. İşte o zaman zaferin başka bir tadı olacak, cihadın farklı bir tablosu oluşacaktır.

Tercüme: @ahdasulmelahim

Ümmet-i İslam

BU HABERLER DE VAR!

Mehdî (Aleyhisselam)’nin Zuhûrunun Yaklaştığına İşâret Eden Alâmetler

İmanımızın artması için, sabredip ümitvar olmamız, İslam’a ve Müslümanlara hizmette daha heyecanlı ve aktif olmamız …

Dr.İyad el-Kunaybî: “Ey genç! Ebedi olarak cehennemde mi kalmak istiyorsun?”

Youtube ve yahoo sitelerine girişte, göze milyonlarca izlenmiş videolar takılmaktadır. Başlıklarına baktığımda gerilemenin ve çirkinliğin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir