Nusret Cephesi emirlerinden Ebu Muhammed el-Hollandi’nin öyküsü (Video)

2

Ümmet-i İslam Medya, Nusret Cephesi’nin önde gelen askeri emirlerinden Ebu Muhammed El Hollandî’nin öyküsünü anlatan videoyu Türkçeleştirerek metin ve alt yazılı video olarak hazırladı. Kıymetli takipçilerinin beğenisine takdim eder;

Ebu Muhammed el-Hollandi (Allah şehadetini kabul etsin) Bu Ebu Muhammed el-Hollandi.

Nusret Cephesi’nde komutan olarak çok az uyuyorsun. Bugün Rejimin ele geçirdiği 2 köye saldırı yapacağız. Suriye’ye gelişimden beri bu benim rutinim. Benim hikayem iki buçuk yıl önce Nusret Cephesi saflarında savaşmak için Hollanda’daki şehrimden hicret ettiğimde başladı. Suriye’deki en güçlü cemaatlerden biri ve halktan güçlü destekçileri olan ve bunların hepsini Allah’a itaat etmek için yapan bir cephe. Suriye’deki Müslümanların ızdıraplarını gördükten sonra… Zalim mücrim Beşar Esad’ın elinde (esir) olanları gördükten sonra..

Şeyh Abdus-Selam: ”Öncelikle Ebu Muhammed Kardeşimiz, IŞİD’den ayrılan ve Nusret Cephesine katılan ilk muhacir mücahidlerden idi. IŞİD’in ilk duyurusunda Nusret Cephesine bağlı değildi. O zaman, Mücahid Şura Meclisi grubunda idi ve (o grubun) IŞİD’e beyat etmesinden kısa bir zaman sonra IŞİD’in haddi aşan bir grup (aşırı) olduğu haberi geldi ve hemen o gruptan ayrıldı ve bir grup muhacir kardeşiyle Nusret Cephesi’ne katıldı. Ve bizim burada, Halep’in bir köyünde kaldılar. Suriye’nin bütün şehirleri Esad rejimine karşı Müslümanların kutsallıkları için dökülen kanlara ve fedakarlıklara şahitlik etti. Ve Allah’ın izniyle verdiğimiz sözden geri dönmeyeceğiz ve mücadele etmeye devam edeceğiz.

Şeyh el Fatih Ebu Muhammed el-Cevlani’nin (Allah onu korusun) söylemiş olduğu gibi: “Fedakarlık ve sadık olmak kolay iş. Biz yol ne kadar uzun olursa olsun, zorluklar ne kadar fazla olursa olsun ve bütün bozguncuların suçlarına (cürümlerine) rağmen amacımızdan vazgeçmeyeceğiz.

Muaviyah Sukkur: SubhanaAllah kısa bir süre içinde Minigh Havaalanı’nda tanıştık. Bir ay boyunca beraber savaştık. Daha sonra karşılaştığımızda birbirimizi hatırladık ve ben ona: Akhi seni uzun zamandır görmedim IŞİD’e katıldığını düşündüm dedim. O da: Allah’a sığınırım dedi. “Akhi, biz onlara nasıl katılabiliriz, biz onların munharif bir menhecde ve batıl üzere olduklarını biliyor idik ama IŞİD bize sürekli söz veriyordu ve bu hataların bireysel hatalar olduğunu ve daha da iyi olacağını söylüyorlardı. Ve ne zaman ki onların bu menhec üzerinde oldukları haberi gelince tam tersini söyledi, ben onlara karşı savaşmak için sabırsızlanıyorum” dedi. O haricilere karşı savaşmak için istekliydi ve o haricilere karşı savaşmayı taleb eden ilk kardeşlerden idi.

Abu Umaymah: Bana dedi ki “Allah’a yemin olsun ey Abu Umaymah, Şiaya karşı savaşmaktansa haricilere karşı savaşmak daha evlâdır. Çünkü Şia sadece olduğu bölgelerin kontrolünü sağlıyor ve Müslümanlara karşı saldırı yapmıyorlar lakin hariciler Müslümanları hedef alıyor bu yüzden onlara savaşmak daha evlâdır”.

Ebu Muhammed: “Hak yola geri dönün ve bağlı olduğunuz batılı terk edin. Allah’ın adını yükseltmek için savaşın. Bağdadi ve Adnani’nin adını yükseklere taşımak için mücahidleri öldürmeyi ve Müslümanlarla savaşmayı bırakın”.

Buradayım, düşmana bir kaç yüz metre uzakta duruyorum. Saldırıyı başlatacağımız noktada. Bu bizim sınırımız, bizi görmemeleri için bizim ve düşmanlar arasında settir. Ribatta bir nokta var ve bu noktadan düşmanı gözetliyor ve hareketlerini takip ediyoruz. Şimdi ise düşmana çok yaklaştık. Gece saldırılarını seviyorum. Yüzlerce metre ileride neyle karşılaşacağını bilmeden. Karanlığın içinde tatbikat düzenlerken … Düşmanların saklanacak bir yerin olmadığı açık bir bölgede. Buna ek olarak vücuttaki adrenalin yükseliyor ve en iyi şekilde odaklanmaya itiyor. Sonra beklenmedik bir anda ona sürpriz yapmayı umut ediyorken bir an düşmanla karşı karşıyasın.

Saldırıyı ilk düzenleyeceğimiz bölgeyi arıyorum. Önceliğim köye ulaşmak için iki sağlam tepeyi ele geçirmektir. Tepeye bayraklarını dikmişler.. Hizbullat’ın bir bayrağı var, İran bayrağı var ve Suriye bayrakları var.. En ufak bir adım grubun tümünün tehlikeye düşmesine sebep olabilir. Bunu doğru yapmam lazım. Odaklanmam lazım. Önümüzdeki günler düşmanı gözetleyerek uzun saatler geçireceğiz.

Bu es-Sir Savaş. Sizler Peygamber s.a.v’in izinden gidenlersiniz. Allah hepsinden razı olsun sahabelerin izinden gidenlersiniz. Onlar bu dinin zaferi için savaştı. Ve şuan bu dinin zaferi için bizim sıramız geldi. Yani kanımızı bu din için akıtmamız için sıra bize geldi. Sebat Sebat.! Allah Azze ve Celle’den sağlık isteyin. Ve düşmanla karşı karşıya geldiğinizde Allah’a çok dua edin çünkü sizler en ön saflarda olacaksınız. Bu yüzden Allah Azze ve Celle’den kendiniz için Sebat isteyin. Bu çok önemli bir savaş.

Yaşadığım bir olayda Ebu Muhammed en son Handarat savaşında saldırı yapacak olan bir grubun komutanı idi. Orduyu hazırlamadan önce Ebu Muhammed’in arkasından bir istişhad eylemci kardeş ve yanında hayatımızda tanıdığımız en iyi kardeşlerle geldi. Handarat’a çok cesur  bir şekilde girdiler. Yaklaşık 800 metre yakınlıkta. Yani kolaylıkla girip çıkamayacağınız bir mesafe. Hadarat’ın içinde, çok çetin bir savaştı. Kardeşimiz Ebu Muhammed ve ekibi 24 saat boyunca kuşatıldılar ve bu süre boyunca aldığı yaradan dolayı savaş boyunca acı çekti. Fakat bizim onun yarasından haberimiz yoktu ve bize de söylemedi. Kanaması vardı. Durumu iyi değildi. Ağır yaralıydı. Eli kırılmıştı. Ama Elhamdulillah kardeşimiz durumu belli etmedi ve etrafındakiler de fark etmedi. Savaşı telsizlerden takip edenler bile onun bir sıkıntısının ya da bir probleminin olduğunun farkına varamadı. Savaş boyunca sakin kaldı. Ebu Muhammed’in bölgedeki tüm grupların lideri olmasını kabul eden savaştaki grupların hepsiyle konuştu. Bu çok zor bir durumdu. Ona hiçbir yardım ulaşamazdı. Tüfeğini kullanamıyordu ve etrafı öldürülen ve yaralanan zayiatlarla çevrilmişti. Ama o “durumlar iyi, köyün kontrolü bizde, inşaAllah savaşa devam edeceğiz” dedi.

Saldırıdan birkaç gün önce, Halep’in askeri lideri, tüm liderlerinin son bir buluşma için toplanmasını istedi. Buluşma gizli bir yerde gerçekleşti. Bu ordu lideri tecrübe sahibi , Afgan ve başka cihad alanlarında gazi. Birçok arkadaşı Amerika uçaklarını pilotsuz hedef aldı. Maskeli olanlar genelde yabancı savaşçılar. Ailelerini korumak için kimliklerini gizliyorlar.

Yolda kardeşimiz döviz bozdurmak için duruyor. Suriye lirası savaş başladığından beri çok değer kaybetti. Suriyeliler tüm varlıkların yanıp kül olduğunu gördü. Her şey daha pahalı oldu. Çocuklu aileler zorluklarla yaşamaktan başka imkanları yok. Milyonlarca Suriyeli fakirlik sınırın altında yaşıyor. Çocukları bu halde görmek kalbimizi ağrıtıyor.

Kardeşimiz Ebu Muhammed’in karakterinden dolayı, Suriyeli mücahidlerle en çok kaynaşan yabancı mücahidlerden biriydi. Suriyeli ahlakını, alışkanlıklarını ve geleneklerini bile benimsemişti. Onlarla o kadar kaynaşmıştı ki Suriye lehçesini bile konuşuyordu. Ayrıca, çok neşeli ve espriliydi. Hey! Yavaş, yavaş!

Gitmeye bir hafta kaldı. Zaman uçup gidiyor. Sabah erken saatlerde… Köyü ilk defa yakından göreceğim. Seçilmiş az bir kişiden başka hiç kimse bu görevi bilmiyor. Görev tamamen gizli bir şekilde tamamlanmalı. Yol uzun. Savaşın sonucu olarak birçok yol kapalı. Diğerleri direkt olarak düşman ateş hattına gidiyor.

Abu Umaymah: Allah ona merhamet etsin, o gözcülüğü üstlenmişti, güney Halep kırsalında planladığımız savaş için. Ansar el-Şeria’nın hareket odasının farklı gruplarından birkaç kardeş onunlaydı. Sağ taraftan gelen bir füze ile vuruldu. O sol tarafta araba sürüyordu. Şarapnel parçaları Ebu Muhammed’in yüzüne çarptığında onun arkasında oturan üç kardeşimiz o anda şehit oldu. SubhanAllah, o sevilen bir kardeşimizdi. Benim kalbime en çok dokunan kerdeşlerden biriydi. Vallahi, onu çok severdim. SubhanAllah. Biz ona üzülmüyoruz,vallahi sadece gidişinin yasını tutuyoruz. Ama, inşaAllah diridir ve peygamberler, sıddıklar ve şehitlerlerledir ve iyi olanlarla beraber inşaAllah.Bu biz mücahidlerin kaderi. İstediğimiz Ebu Muhammed ile şehitler olarak birleşmek ve Allah’ın bize şehitlik nasip etmesi.Elhamdulillah.

Müjdeler ona! Yüce Allah’ın düşmaları için pusuda beklerken öldü. Allah’tan onu bağışlamasını ve Cennetine almasını istiyoruz. Kardeşim Ebu Muhammed’in savaştaki cesurluğundan başka bir şeye şahit olmadık. Hakkı söylemekten korkmuyordu. Allah ona merhamet etsin ve onu geniş Cennetine alsın.

Şeyh Abdullah Azzam: Araplar basiretsiz ve dar görüşleriyle onların Afganların üstünde ağır bir yük olduklarını sandılar. Mesele bundan daha büyük! Ve sonuçları çok tehlikeli ve geniş kapsamlı. Hakikaten, Araplardan küçük bir grup, savaşı kişisel İslami bir savaştan dünya çapında tüm ulusların katıldığı bir İslamî cihada çevirdi.

Salih dualarınızda bizi unutmayın.

Vimeo Linki

Ümmet-i İslam Medya

BU HABERLER DE VAR!

“Maga” künyeli Rus terörist, Suriye’de etkisiz hale getirildi

Shamcenter ajansının haberine göre; Suriye’de 18 Şubat Cumartesi akşamı, 1 Rus askerinin daha ortadan kaldırıldığı …

Bab el-Hava sınır kapısı, Tahriru’ş-Şam Heyeti’nin kontrolüne geçti

Dün Türkiye’nin Suriye sınırında yeni bir gerginlik yaşandı. Türkiye’yi Suriye’ye bağlayan Cilvegözü’nün karşısında bulunan Bab …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir