‘Terör örgütleri’ listesinin yeni üyesi: Cundu’l-Aksâ

ABD Dışişleri Bakanlığı bugün, Suriye’de faaliyet gösteren El Kaide bağlantılı grup Cund’ul Aksa’yı “terör örgütü” olarak tanımlanmış örgütler listesine ekledi. Bakanlık, “Cundu’l Aksa’nın daha çok İdlib ve Hama’da faaliyet gösterdiğini” ve “2014 yılının Şubat ayında Hama’nın Maan kasabasında sivillere yönelik 40 kişinin öldüğü katliamdan sorumlu olduğunu” ileri sürdü.

El Kaide’den ayrılış

Cundu’l Aksa 2012 yılında, El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi’nin alt birimi olarak kurulmuştu fakat daha sonra bu gruptan ayrıldı ve bağımsız faaliyet göstermeye başladı. Bağımsız faaliyet göstermesine rağmen Cundu’l Aksa, hala açıkça Nusra Cephesi ile ilişkiliydi.

Doğrusu, cihat yanlısı örgüt daima Nusra Cephesi’nin yanında çatışmalara katılıyor. Mart 2015’te İdlib’de gerçekleşen ve Nusra Cephesi’nin başı çektiği taarruzda, iki Cundu’l Aksa mensubu bombalı araç saldırısıyla taarruzun önünü açmıştı. Ek olarak, geçtiğimiz Şubat ayında bir grup Cundu’l Aksa lideri Nusret Cephesi’ne katılmıştı.

Cundu’l Aksa’nın Nusra Cephesi’nin isim değişikliğine tepkisi

Nusra Cephesi emiri Ebu Muhammed El Cevlani, 28 Temmuz’da grubun Şam’ın Fethi Cephesi ismini aldığını açıklamıştı. Cevlani bu açıklamada “kendisinin ve grubunun hiçbir dış bağlantısı olmadığını” belirtmişti. Bu söz “Nusra Cephesi el Kaide’den ayrıldı” şeklinde yorumlandı.

Cundu’l Aksa’nın genel komutanlığı, 31 Temmuz’da yayınladığı beyanatta Nusra Cephesi’nin bu hamlesine destek verdi. Cundu’l Aksa’nın liderleri, Nusra Cephesi’nin bu kararına olumlu baktıklarını söylediler. “El Kaide emirlerinin ve şer’ilerinin (din adamı), Suriye halkı ve Suriye cihadının çıkarları için azami dikkatle hareket etmeleri gerektiğini” sözlerine eklediler. Cundu’l Aksa, “El Kaide liderlerinin bir kez daha ümmet için fedakarlıklarını kanıtladığını” iddia etti. Açıklama şöyle devam etti:

“Mücahit gruplar, Rasulullah’ın menhecine (yöntem) ve mücahidlerin ilk neslinin ilkelerine sadık kaldıkları sürece istedikleri herhangi bir ismi kullanabilirler.”

“İslami hükümet kurmak için ilk basamak”

Cundu’l Aksa’nın liderliği, “Nusra Cephesi’nin Şam’ın Fethi Cephesi olarak yeniden şekillenmesinin şeriatla hükmedecek, halkın canlarını koruyacak ve gerçekten bağımsız kalacak yeni bir İslami otorite oluşturmasını umut ettiklerini” yazdı. El Kaide’ye yakınlığı ile bilinen grup, Şam’ın Fethi Cephesi’nin bir hükümet (yönetim) olduğunu söylemedi fakat oluşumun bir hükümet kurmak için ilk basamak olmasını umduklarını belirtti.

‘IŞİD sızması’ iddiası

El Kaide ile düşmanca bir rekabet içerisinde olan Ebubekir el Bağdadi “hilafetinin” Cund’ul Aksa saflarına sızdığı yönünde bir kanaat bulunuyor. Ancak Cundu’l Aksa lider kadrosu, IŞİD’in hilafetini kabul etmedikleri yönünde açık ifadelerde bulunuyorlar. Bunun yanısıra Cundu’l Aksa’nın, IŞİD’in diğer bir rakibi Ahraru’ş Şam grubu ile bir takım sorunlar yaşadığı, bu gerilim halinin zaman zaman ufak çaplı çatışmalara döndüğü ve grupların rejime karşı ortak operasyonlara katılmadığı biliniyor. Fakat bu Cundu’l Aksa’nın Bağdadi’nin grubuna katıldığı anlamına gelmiyor. Cundu’l Aksa’nın 31 Temmuz’da yayınladığı açıklama, grubun IŞİD’in politikalarını onaylamadığını ortaya koyuyor.

Afganistan tecrübesi ve Cundu’l Aksa

Cundu’l Aksa, Afganistan’da bir dönem savaşmış olan Abdulaziz el Katari tarafından kuruldu.


Cund’ul Aksa’nın kurucusu Abdulaziz Katari

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre Katari; Usame bin Ladin, Eymen el Zevahiri ve Abdullah Azzam ile yakındı. Katari aynı zamanda Çeçenistan’da ve Irak El Kaidesi’nin kurucusu Ebu Musab el Zerkavi ile dost olacağı Irak’ta da savaştı.

Kurucusu suikaste uğradı, cesedi su kuyusunda bulundu

Katari 2014 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Cundu’l Aksa Katari’nin ölümünden, dağıtılmadan önce Batı tarafından desteklenen Suriye Devrimcileri Cephesi (SDC-Cephe Suvvar Suriye)’ni sorumlu tuttu. 2014’ün sonlarında, Nusra Cephesi ve Cundu’l Aksa birlikte çalışarak SDC’ni birkaç kasaba ve köyden temizledi. Ele geçirilen bir SDC karargahının yakınlarında Abdulaziz Katari’nin su kuyusuna atılmış cesedi bulundu.

Fetih Ordusu için ilk basamak: SDC saldırısı

Bu operasyon, Nusret Cephesi ve müttefiklerinin başını çektiği Fetih Ordusu için bir basamak niteliğindeydi. Fetih Ordusu birkaç ay içerisinde İdlib’i ele geçirdi. Bölgeyi terk eden SDC unsurları ise, PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD/YPG’nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri‘nin bir bileşeni olduklarını açıkladı.

Nisan 2015’te, Cundu’l Aksa askeri komutanlarından Suudi Arabistan vatandaşı Adil Radi Sakr el Vahhabi el Harbi’nin öldüğünü açıkladı. Ölüm ilanı Twitter’dan yayınlandı.

Harbi, ABD tarafından aranan üst düzey bir El Kaide mensubuydu. Nerede olduğuna dair bilgi verene 5 milyon dolarlık bir ödül vaad ediliyordu. ABD Hazine Bakanlığı’na göre Harbi, Suriye’ye geçmeden önce El Kaide’nin İran’daki organizasyonunda lider yardımcısıydı.

Harbi’nin İran’da Muhsin el Fadli için çalıştığı ileri sürülüyordu. Fadli’nin kendisi de daha sonra, sözde Horasan grubunun önemli bir ismi olacağı Suriye’ye geçmiş ve Temmuz 2015’te öldürülmüştü.

2015 yılının Mayıs ayında, ABD’nin ‘terörist listesi’nde bulunanan Said Arif, Cundu’l Aksa kuvvetlerini yönetirken öldürüldü. ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre Arif, Cezayir ordusundan ayrılan eski bir subaydı. 1990’larda Afganistan’a gitmiş, El Kaide kamplarında silah ve patlayıcı eğitimi vermişti.


Cund’ul Aksa’nın lider kadrosunda bulunan Said Arif 

Arif’in ismi Avrupa’daki hedeflere yönelik birçok saldırı girişimine dahil olmuştu. ABD Dışişleri Bakanlığı onu “El Kaide’nin 2000 yılında Strasbourg’da yılbaşı marketine yönelik saldırı girişimi şüphelisi, uzun süredir faaliyet gösteren bir terörist” olarak nitelemişti. 2003 yılında Fransa’da yakalanmış ve diğer 25 kişiyle birlikte yargılanmıştı. Hepsi “Çeçen teşkilatına” bağlı olmak, Eyfel Kulesi’ni havaya uçurmayı planlamak ile suçlanıyordu. Arif 2006 yılında saldırı planlarındaki rolü nedeniyle suçlu bulundu.

Birleşme görüşmelerine destek

Cundu’l Aksa daha çok cihatçıların Suriye’deki savaşına odaklanmış durumda. Grup yakın zamanda Hama ve başka bölgelerdeki çatışmalarından propaganda görüntüleri hazırladı. Grup 19 Eylül’de de, Şam’ın Fethi Cephesi ile diğer muhalif grupların birleşmesini destekleyen bir tweet serisi yayınladı.

Kaynak: Mepa News ve Long War Journal

BU HABERLER DE VAR!

Dayton’dan Astana’ya barış tiyatroları

Astana’ya gitmeyen grupların kendi aralarında birleşerek Heyet-i Tahriru’ş-Şam’ı kurmaları, çizilen ve yürütülmekte olan planların altüst …

Astana süreci ve Heyet-i Tahriru’ş-Şam’ın ilanı ışığında Suriye direnişi

6 yılı aşkın bir süredir Suriye’de yaşanan gelişmeleri anlayabilmek ve yaşananlar karşısında adil bir tutum …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir